Katalogdan değil, mekândan başlayın

Ekran alımları çoğu zaman aynı yerden aksar: önce katalogdan bir model seçilir, sonra asılacak duvar aranır. Tersini yapmak çok daha iyi sonuç verir. Tek bir teknik özelliğe bakmadan önce mekânla ilgili dört soruyu yanıtlayın.

  • Ekrana ne kadar ışık geliyor? Restoranın loş bir köşesiyle güneş alan bir vitrin arasında dağlar kadar fark var.
  • Ekranı okuyacak kişiler ne kadar uzakta duruyor; bekliyorlar mı, yoksa yürüyerek mi geçiyorlar?
  • Ekran günde kaç saat açık kalacak? Yalnızca çalışma saatlerinde mi, yoksa gece gündüz mü?
  • Bir sorun olursa yakında kim var? Gün boyu personel mi, yoksa bir sonraki ziyarete kadar kimse mi?

Bu soruların yanıtları seçeneği marka karşılaştırmalarından çok daha fazla daraltır. Aşağıda her kararı sırayla ele alıyor; kafede, mağazada, klinikte, ofiste ve kamu binalarında genellikle neyin işe yaradığını anlatıyoruz.

Televizyon mu, profesyonel ekran mı?

Ev tipi televizyon, oturma odasında günde birkaç saat izlenmek için tasarlanır. Profesyonel ekran ise uzun saatler boyunca, çoğu zaman daha aydınlık ortamlarda çalışmak üzere üretilir ve genellikle bu kullanıma uygun, daha uzun bir garantiyle gelir. İkisi de aynı içeriği gösterebilir; fark, çalışma süresine ve ortama nasıl dayandıklarındadır.

Karar verirken önce çalışma saatlerine bakın:

  • Kafe menüsü ya da ofis lobisi gibi kapalı ve korunaklı bir yerde, yalnızca mesai saatlerinde çalışan bir ekran için iyi bir ev tipi televizyon çoğu zaman yeterlidir.
  • Günün büyük bölümünde açık kalan, vitrine bakan ya da personelin kolayca ulaşamayacağı bir yerde duran ekranda profesyonel model parasını hak eder.
  • Almadan önce garanti koşullarını okuyun. Bazı ev tipi televizyonların garantisi ticari kullanımı kapsamaz; bunu ekran duvara asılmadan önce öğrenmek gerekir.

Parlaklık: vitrin meselesi

İç mekânda bugünkü ekranların neredeyse hepsi yeterince parlaktır. Sokağa bakan bir vitrinde ise durum değişir. Camdan giren gün ışığı sıradan bir televizyonun görüntüsünü soldurur; ekran gri görünür ve mağazaya katkı sağlamak yerine ona zarar verir.

Parlaklık genellikle nit (metrekare başına kandela) cinsinden belirtilir. Rakamların peşine düşmek yerine modelleri sizinkine benzer bir ışıkta yan yana karşılaştırın ya da satıcıdan özellikle vitrin için satılan bir model isteyin. Vitrin ekranları ev televizyonlarından çok daha parlaktır ve camın arkasında biriken ısıya dayanacak şekilde üretilir.

Vitrin için iki pratik not: ekranla cam arasında havanın dolaşabileceği bir boşluk bırakın ve geceleri yoldan geçenin ne gördüğünü düşünün. Sakin bir sokakta çok parlak bir ekran rahatsız edici olabilir.

Boyut: önce kâğıtla deneyin

Doğru boyutu seçmenin en kolay yolu formül değil, bir kâğıttır. Göstermeyi düşündüğünüz en büyük ve en küçük yazıyı yazdırın, ekranın asılacağı yere yapıştırın ve müşterinin gerçekten durduğu yerden okumaya çalışın. Fiyatlar sıranın sonundan zor okunuyorsa ya daha büyük bir ekrana ya da daha büyük yazıya ihtiyacınız var; çoğu zaman ikisine birden.

Sahada genellikle şu kalıplar geçerlidir:

  • Tezgâhın üstünde insanlar birkaç adım öteden okur ve bakmaya vakitleri vardır. Orta boy ekranlar yeterlidir; yan yana iki ya da üç ekran menüye nefes alacak alan açar.
  • Vitrinde insanlar kaldırımdan, yürürken okur. Ekran ne kadar büyük olursa o kadar iyidir; üzerindeki yazı ise o kadar az olmalıdır.
  • Bekleme salonunda insanlar bir süre, farklı uzaklıklarda oturur. Koltukların çoğunun görebileceği yere asılan tek büyük ekran, iki küçük ekrandan daha iyi iş görür.
  • Koridorda ya da asansör önünde insanlar bir iki saniye bakar. Burada boyuttan çok mesajın kısa olması önemlidir.

Dikey mi, yatay mı?

Televizyonlar kutudan yatay çıktığı için yatay kullanım varsayılan hâle gelmiştir, ama her zaman doğru biçim bu değildir. Uzun ürün listesi olan menüler, kapı ve koridor yönlendirmeleri, ayakta bir insanın ya da uzun bir ürünün kadrajı doldurduğu vitrinler için dikey ekran daha uygundur. Video, geniş fotoğraflar ve birkaç bilgiyi bir arada gösteren lobi ekranları için yatay daha iyidir.

Bir ekranı yan çevirmeden önce modelin dikey kullanıma uygun olup olmadığını kontrol edin. Bazı ekranlar buna göre tasarlanır, bazıları tasarlanmaz; yanlış yönde çalıştırmak soğutmayı ve garantiyi etkileyebilir. Digital signage yazılımınızın da dikey ekranı düzgün desteklemesi gerekir; içerik dikey ekrana sıkıştırılmamalı, ona göre tasarlanmalıdır.

Dahili sistem mi, harici oynatıcı mı?

Birçok akıllı televizyonun ve profesyonel ekranın içinde Samsung Tizen, LG webOS ya da Android gibi bir işletim sistemi bulunur. Digital signage yazılımınız bu sistemde çalışıyorsa ekranın kendisi oynatıcı olur ve yönetmeniz gereken bir kutu eksilir. Çalışmıyorsa ya da eski bir ekranı kullanmaya devam etmek istiyorsanız, ekrana takılan küçük bir harici oynatıcı aynı işi görür.

  • Dahili sistem: daha az kablo, daha az parça, tek priz. Düzenli mekânlardaki yeni ekranlar için idealdir.
  • Harici oynatıcı: eski ekranları işe yarar hâlde tutar, ileride ekranı değiştirmeden oynatıcıyı değiştirmenizi sağlar. Elinizdeki ekranlar iyi durumdaysa mantıklıdır.
  • Karma kullanım: gayet olağan. Bir zincir, yeni şubelerinde dahili sistemleri, eski şubelerinde küçük oynatıcıları kullanıp hepsini aynı yerden yönetebilir.

Jonza oynatıcı Linux, Windows, Android, Google TV, Amazon Fire TV, LG webOS, Raspberry Pi ve Samsung Tizen üzerinde çalışır. Bu yüzden seçim çoğu zaman duvarınızda zaten ne olduğuna ve neyin bakımının daha kolay olduğuna bağlıdır.

Elektrik, internet ve montaj

Sorunların çoğu göze batmayan ayrıntılardan çıkar. Ekran gelmeden önce bunları kontrol edin.

  • Ekranın arkasında ya da hemen yanında bir priz olsun; kablolar duvardan sarkmasın.
  • Oynatıcının güvenebileceği bir internet bağlantısı olsun. Çekebiliyorsanız kablo en sağlam seçenektir; Wi-Fi ise sinyal yalnızca kasada değil, ekranın olduğu noktada da güçlüyse işe yarar.
  • Duvar ya da askı aparatı ekranın ağırlığını taşıyabilsin; ekran, insanların boyunlarını zorlamadan okuyabileceği bir yükseklikte olsun.
  • Bir gün fişi çekip takmak gerekebilir; ekranın arkasına ulaşılabilsin.

Hangi mekânda genellikle ne işe yarar?

  • Kafe ve restoranlar

    Tezgâhın üstünde, çoğu zaman dikey, mesai saatlerinde çalışan iki üç ekran. Çalışma süresine göre ev tipi ya da profesyonel; dahili sistem duvarı derli toplu tutar.

  • Mağaza vitrinleri

    Vitrin için üretilmiş parlak bir ekran, vitrine göre dikey ya da yatay, üzerinde çok az yazı. Profesyonel modelin en çok değdiği yer burasıdır.

  • Klinik ve bekleme salonları

    Koltukların çoğunun görebileceği tek büyük ekran, uzun çalışma saatleri, sakin içerik. Burada boyuttan çok güvenilirlik önemlidir.

  • Ofis ve kamu binaları

    Karma bilgiler gösteren lobi ekranları, asansör ve kapı yanındaki ekranlar. Çoğu zaman yeni ekranlarla küçük oynatıcı takılmış eski ekranların karışımı.

Satıcıya sorulacaklar

  • Bizim ihtiyacımız kadar saat çalışmaya uygun mu; garanti işletmede kullanımı kapsıyor mu?
  • Ne kadar parlak; vitrin arkasında kullanıma uygun mu?
  • Dikey kullanılabiliyor mu?
  • Hangi işletim sistemiyle çalışıyor; kullandığımız digital signage yazılımı bu sistemi destekliyor mu?
  • Arızalanırsa nasıl onarılıyor ya da değiştiriliyor, bu ne kadar sürüyor?

Kısacası

Mekâna göre seçin: ışık, mesafe, çalışma saatleri ve yakında kimin olduğu. Saatlerin uzun ya da güneşin güçlü olduğu yerlerde profesyonel ekrana yatırım yapın; iyi bir televizyonun yeteceği yerde tasarruf edin. Satın almadan önce boyutu kâğıtla deneyin, ekranı yan çevirmeden önce dikey desteğini kontrol edin, elektrik ve interneti ekran gelmeden halledin.

Bunu tek başınıza düşünmek istemezseniz mekânınızı bize anlatın. Erpa'nın yerli üretim ekran markası Tochi'nin Jonza kurulu ekranlarını gönderebilir ya da elinizdeki ekranlara uzaktan bağlanıp kurulumu yapabiliriz; size yalnızca ekranı açmak kalır.